Neden? E-Ticaret Eğitim Sunumu

1 Nisan 2013 Pazartesi

Ataleti Yenmek mi! Nasıl?

Ataleti Yenmek mi! Nasıl?

“Ve bir tomurcukta sımsıkı 
kalma riskinin, çiçek açma riskinden 
çok daha acı verdiği gün geldi.” 

… Aklınıza gelen müthiş fikre aşık 
olup, kendinize  bu işe yarın 
başlamak için söz vereceksiniz, 
fakat fikri uygulayıp başarılı 
olan birisine. “Biliyor musun? 
Bu iş fikrini önce ben 
düşünmüştüm” diyeceksiniz… 
ve çocuklarınıza daha fazla 
zaman ayırma konusunda en az 
bir milyon kez söz 
verip tutamayacaksınız…. 
Eşinizin doğum günlerini son 
anda hatırlayacak, evlilik 
yıl dönümlerini ise 
kesinlikle unutacaksınız… Eski 
dostlarla oturup siyasi 
meseleleri tartışırken bir süre 
sonra memleketi kurtarmış 
olacaksınız… Hayat, insanı insan 
yapan bütün renkleriyle her 
zamanki gibi akıp gidecek ve bazı 
şeyler hiç değişmeyecek.

Bir kişinin gerçekten “yapması 
gerektiğini” düşündüğü, niçin 
yapması gerektiğini bildiği, 
nasıl yapabileceğini öğrendiği, 
yapmayı istediği, yapabileceğine 
inandığı, yaparsa ne kazanacağını 
ve yapmamakla ne kaybettiğini bildiği 
bir iş hakkında hiçbir şey 
yapmadan durması neyi gösterir? 
Kişileri durduran şey nedir? ATALET…..

Hayatın asıl amacı bilgi değil, 
eylemdir. T.Henry Huxley

ATALET Nedir?

    Pineklemeye Çağrı
Duralım efendiler biraz
Koşmayalım öyle delice
Yormayalım kalbimizi

Katmerlendirip gerdanımızı
Oturalım efendiler biraz
İsteyen dikilsin gönlünce
Çökelim biz yere şöyle bir

Açalım ağzımızı ilkin
Gerelim omuzlarımızı sonra
Giderek bayıltıp gözlerimizi
Esneyelim efendiler biraz

Aldırmayalım öyle üçe beşe
Yayalım göbeğimizi iyice
Dönelim sırtımızı işe, akla
Acıyan çıkmaz sonra halimize

Vakitken çocuklar büyükler henüz
Pinekleyelim pinekleyelim
Horlayalım efendiler biraz

Büyük sır. Atalet sadece sizi 
değil, milyonlarca insanı, binlerce 
şirketi, onlarca ülkeyi durduran şey. 
Atalet bir kişinin, kurumun ya da 
toplumun yapması gereken bir işi 
yapması gereken zamanda, 
yapması gereken yerde ve 
yapması gerektiği gibi yapmamasıdır. 
Atalet içerisindeki bir kişi, bir işi 
mutlaka yapması gerektiğini 
bilmektedir. Bunu yaparsa 
neler kazanacağını da 
bilmektedir. Yapmamakla neler 
kaybettiğini de bilmektedir. O işi 
yapmayı da istemektedir. En 
azından sorulduğunda 
istediğini söylemektedir! Eğer 
yapmaya başlarsa nasıl yapabileceğini 
de bilmektedir. Ancak yine 
de yapmamaktadır!

Atalet kelimesi teknik anlamda 
eylemsizlik, durağanlık, 
hareketsizlik demektir. Gündelik 
dilde tembellik, ağır kanlılık, 
yılgınlık, yavaşlık, hantallık gibi 
kelimelerle ifade edilir. Üzerine ölü 
toprağı serpilmiş gibi hareket 
etme, yumurta kapıya 
dayanmadan harekete geçmeme 
gibi deyimler ataletliler için 
çokça kullanılır. Kısaca ataletliler, 
hayatı ağır çekim filmlerdeki gibi 
yaşayan insanlardır!    

Atalet iki şekilde karşımıza çıkar
--- İnsanın ruhunu sararak 
onu eylemsizleştiren psikolojik atalet.
--- İnsan bedenini sararak 
onu hantallaştıran fizyolojik atalet.

Psikolojik atalet düşünülmüş 
şeylerin pratiğe dökülmesini 
engeller. İnsanların 
amaçlarını gerçekleştirmek için 
eyleme geçmelerini engeller. 
Yapılmış planları uygulamak için 
harekete geçirmeyi engeller. 
İşlerin sürüncemede 
kalarak sonuçlanmasını engeller. 
Donuk ve buzlanmış bir beyin ile 
yorgun ve yılgın bir ruhtan oluşan bir 
hayat kimyası içinde yaşamaya neden olur.

Fizyolojik atalet bedenimizde 
oluşur. Eşyalarda görünen atalet 
haline, fiziksel atalet diyebiliriz. 
Canlı varlıklarda görülen fiziksel atalet 
hali cansızlardan farklı olarak 
mutlak eylemsizlikten çok 
eylemlerdeki yavaşlığı ifade eder. Masa 
başı işlerin çoğalması fiziksel 
atalet sorunlarını da artırmaktadır.

Fizyolojik ve psikolojik atalet 
birbirini besler. Fizyolojik atalet, 
psikolojik atalet yaratır. Psikolojik atalet 
de fizyolojik ataleti besler. Atalet 
döngüsü  böylece  kalıcılık kazanır. 
Atalet kendi kendini besleyen, 
kendinden beslenen, kapalı 
çevrimler içinde yaşayan 
psikolojik  prangadır.

 ATALET Örnekleri Nelerdir?

Hayatta bütün başarılarımı her 
zaman ve her işte bir çeyrek saat 
önce harekete geçmeme borçluyum. 

Meşhur “suyu ısınan kurbağa” 
hikayesini bilirsiniz. Sıcak su kabına 
atılan kurbağa  bir çırpıda dışarı 
çıkar. İkinci aşamada oda sıcaklığındaki 
bir kapta ki suya atılan kurbağanın 
suyu yavaş yavaş ısıtıldığında 
kurbağanın refleksleri yavaşlar ve 
kaptan dışarı çıkamaz. Ataletin en 
tehlikeli yanı oluşum aşamasında 
kendini fark ettirmemesidir. Atalet 
sinsice bünyeye yerleşir ve 
savunma refleksini felç eder.

Ataletin Temel Gerçekleri;
--- Hiçbir psikolojik atalet sonsuza 
kadar sürmez: Ya kişinin kendisi 
atalet haline son verir ya da bir 
felaket atalet halini bitirir.
--- Her ataletli ataleti kırma 
potansiyelini kendi içinde taşır: 
Doktorun üç ay ömrünüzün 
kaldığını söylemesi, yıllarca “elimde 
değil” diyerek içtiğiniz sigarayı size 
hemen bıraktırır.
--- Hayatınızın bir boyutundaki 
aşırı hareketlilik diğer boyutlarında 
atalet yaratacaktır: İş hayatında çok 
aktif ve yoğun olan bir kişinin 
aile hayatındaki ataletli 
davranışları çoğalacaktır.
---  Atalet halinde yaşamanın da bir 
maliyeti vardır: Bugün yapmanız 
gerektiği halde yapmadıklarınız, 
birikir, büyür, karşınıza büyük bir 
problem olarak çıkar.
--- İnsanların başlarına gelen olaylar 
değil, o olayları yorumlama şekilleri 
onları atalete düşürür.

Hayatımızdan Atalet Hallerine Örnekler;
--- Girişim için cesaret
--- Yabancı dil öğrenememek
--- Spor yapamamak
--- Sigarayı bırakamamak
--- Fazla kilolardan kurtulamamak
--- Kitap okuyamamak
--- Aileye fazla zaman ayıramamak
--- Para biriktirememek
--- TV’yi kapatamamak
--- Yaptığı planlara uyamamak
--- Ders çalışamamak

Bu listedeki maddelerin bazılarının 
sizin atalet portföyünüzde de 
bulunması muhtemeldir. Sizin 
ataletleriniz hangileri? 
Yapmanız gerektiğini, niçin 
yapmanız gerektiğini ve isterseniz 
nasıl yapabileceğinizi bildiğiniz ancak 
gene de yapamadığınız üç şeyi tespit 
edip yazmaya ne dersiniz?

Oluşum Nedenlerine Göre Atalet Halleri;
--- Bazı insanlar eleştirilme 
korkusundan eyleme geçemez, 
olduğu yerde kalır. Bu kişiler 
alıngan kişiliklerdir, hayallerinin 
peşinden koşarken incinmeyi, 
eleştirilmeyi, reddedilmeyi göze 
alamazlar.
--- Diğer bir grup başarısızlık 
korkusu yüzünden 
harekete geçemeyenlerdir. Hayal 
kırıklığına karşı dayanıksız olan bu 
kişiler, özgüven yetersizliği, kendini 
küçük görme nedeniyle eyleme 
geçemez, hayallerini kafalarının 
içinde yaşarlar.
--- Bazıları hayata ya da 
amirlerine kızmıştır, çalışıyormuş 
gibi yapıp çalışmaya çalışarak kendince 
bir şeyleri protesto eder. Bu kişiler 
için yavaşlık, kötü ve güçlü kişilere 
karşı gizli bir şekilde tavır koymaktadır.
--- Bazıları hareketsizlerdir çünkü 
ömrünü ve hayat enerjisini 
çevresindekiler ve kendisiyle 
didişerek tükenmiş, “yılgın Türk” 
haline gelmiştir.
--- Bazıları sadece yapmaktan keyif 
aldığı şeyi yapıp yapması gereken 
ama yapmak istemediği şeyler 
karşısında, irade gücü “servis dışı” 
olan insanlardır.
--- Bazıları tembel olmayı kimliği, 
kaderi, doğuştan getirdiği değişmez 
özelliği olarak gördüğü için ataletlidir.
--- Bazı insanlar 
mükemmeliyetçilik takıntılıdır, en 
iyisini yapmayı becerinceye kadar 
hiçbir şey yapmaz.
--- Başka bazı insanlar ise istikrar 
ve kesinlik takıntılıdır, önlerini 
net göremedikçe harekete geçmezler.

Atalet çok sayıda nedenin bir araya 
gelerek oluşturduğu bir psiko-
fizyolojik durumdur. Bir kişi 
özelinde bakıldığında, atalete neden 
olan faktörlerden birinin diğerlerine 
göre daha baskın olduğu görülmektedir.

ATALET Üreten İnanç ve Düşünceler

Atalete neden olan en önemli on inanç 
ve düşünce örnekleri nelerdir? 
Bunların hayatınızda etkin 
olmadığı denetleyerek gidiniz. Herhangi 
bir durumda bu on inançtan birkaçı
na sahipseniz ataletinizin o alanda 
yoğun olduğunu düşünebilirsiniz.

 --- 1- Değişmezlik inancı: “Böyle 
gelmiş böyle gider.”
--- 2- Etkisizlik inancı: “Ben kim 
oluyorum ki.”
--- 3- Gereksizlik inancı: “Yapsam 
ne değişecek ki.”
--- 4- Yararsızlık inancı: “Bunu 
yapmanın bana/şirkete/memlekete 
faydası yok.”
--- 5- Erteleme inancı: “Daha 
sonra yapabilirim.”
--- 6- Anlamsızlık inancı: “Bunu 
yapmamı istemek çok saçma, aptalca.”
--- 7- Kontrolsüzlük inancı: 
“Bunu yapabilmek insanın elinde değil.”
--- 8- Yetersizlik inancı: “Ben bunu 
yapmak için henüz yeterli değilim.”
---9-Mükemmeliyetçilik inancı: “En 
iyisini yapıncaya kadar hiçbir 
şey yapmamalıyım.”
---10- Başaramam inancı: “Ben 
bunu başaramam ve hayal kırıklığı 
yaşarım ya da yaşatırım.

ATALETTEN Kurtuluş Savaşınızı Başlatın!

Ataleti yaratan sizsiniz, ataleti yenecek 
olan da siz olabilirsiniz. Ataletin 
çözümünü kendi dışınızda aramayın.

Bir Tüccarın tembel ve “bunalımlı” bir 
oğlu varmış. Tüccar oğlunu Sokrates’e getirerek tedavi etmesini ister. Sokrates uzun bir “kendini keşfetme eğitimi” 
önerir. Tüccar, bu çözümü beğenmeyip oğlunu dünya seyahatine gönderir. 
Çocuk tüm dünyayı gezdikten sonra 
aynı halde dönüp gelir. Baba tekrar çocuğunu Sokrates’ in yanına getirir: 
“Tüm dünyayı gezdi ama giderken 
kendini de yanında götürdü!” diye 
cevap vermiş.

Atalet bir tercihtir. Harekete geçmemeyi tercih etmektir. Kendinizi atalet halinde yakaladığınız anda irade gücünüzle kendinizi zorlayarak kendinizi harekete geçirebilirsiniz. Sizi sınırlayan, elinizden gelenin en iyisini yapmanızı engelleyen inanç ve düşüncelerinizi tespit edip değiştirebilirsiniz. Kendinize ilham 
veren hedefler koyabilir, büyük düşünen 
ve coşkulu insanlarla daha fazla zaman geçirebilirsiniz. Ataletli, kasvetli, hantal 
bir hayatı kendinize yakıştırmayın.

Başarılı olmak için bir şeyler yapmak gerekiyor. Peki ataleti yenmek için ne gerekiyor? Komik ama gerçek, ataleti yenmek için de ataleti yenmek gerekiyor! Bir tür psikolojik “matrix” ile karşı karşıyasınız!
Ataletli olduğunuz için harekete geçmiyor değilsiniz, harekete geçmediğiniz için ataletli oluyorsunuz.
“ Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır.
Durmak zamanı geçti, çalışmak 
zamanıdır.” Tevfik Fikret

“Just do it” Kalk ve (yapmanı gerekeni) yap!

Kaynak: “Kişisel Ataleti Yenmek” 

Ali SAVUT
turkobazaar.com
Kurucu/Ortak
Twitter / Linkedin 
                                           SERMAYESİZ Ticaret İçin Tıklayın..    

                   



10 Mart 2013 Pazar

Girişimciliğin Altın Kuralları


Girişimcilikte Uzman Önerileri

Ekonomik krizin istisnasız tüm dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemde, “girişimcilik” uluslararası çapta bir panzehir haline geliyor.
Türkiye’nin bundan sonraki 50 yıllık vizyonunda yaratacağı büyük katma değer girişimciliğin gelişmesi olacaktır.

Girişimciliğin zincirlerinin her bir halkasını 10 adımda, konusunda uzman yazarların fikirleriyle birlikte sizlere anlatmaya çalışacağım.  

İyi bir girişimci, bir şeyi en iyi bilen değil, her şeyi en iyi yöneten olmalıdır.

Girişimci Ekosistemi

Fikirlerinizi Paylaşın: Önemli olan fikir sahibi olmak değil, o fikri hayata geçirebilme yeteneğine sahip olmaktır. Dolayısıyla fikirlerinizi onlara değer katacak birey ve kuruluşlarla paylaşmaktan çekinmeyin, güvenilir bir fikir ortağı ya da ortakları bulun. Fikir bol yapabilen azdır.

Sadece Fikir Yetmez: Yolun başındaki girişimcilerden mükemmel bir iş planından daha önemli olan o fikri hayata geçirebilmek için temel bazı konuların farkında olup olmadığının bilinmesidir.

Çevrenin Önemi: Fikirlerini ticarileştirme sürecinde onlara destek olacak birey ve kuruluşlarla düzenli etkileşim halinde olmaları ve ilişkileri derinleştirmeleri kritiktir. Kimi zaman yetkin ve geniş bir çevresi olan bir isim, sizi bir noktadan alıp çok farklı noktaya taşıyabilir. Bu nedenle sadece işe değil çevreye de odaklanmak, zaman ayırmak önemlidir.

Fikre Aşık Olmak Riskli: Fikirlerinizi paylaştığınızda olumlu/olumsuz birçok yorum alacaksınız. Önemli olan fikirlerinize aşık olmadan olumlu/olumsuz görüşleri alıp sağlıklı şekilde değerlendirmeniz ve gerekli adımları atmanızdır.

Sunum Değil, Ürüne Odaklanın: PowerPoint sunum yerine çalışan bir demo çoğu zaman fikir tanıtım sunumundan daha etkili olacaktır. Açık kaynak kodlu birçok yazılım sayesinde fikirleri hızla demoya, çalışan uygulamaya dönüştürmek mümkündür.

Kişisel Özellikler Fark Yaratır: Girişimci doğulur ya da girişimci sonradan olunur. Elbette özgüven, tutku, merak ve risk alabilme gibi bazı temel özellikler girişimcileri değerlendirmede ayrıştırıcı olur.

Müşteri İhtiyaçlarına Kulak Verin: Fikrinizi önce kendi çevrenizle, müşteri adaylarınızla test edin, gerçekten bir ihtiyaç var mı yok mu, ihtiyaç yaratılabilir mi kontrol edin.

Mentor Desteği Alın: İstatistiklere göre işletmelerin kuruluş yıllarındaki başarısızlık oranı yüzde 60-80 düzeylerine ulaşa biliyorken mentor desteği alan girişimlerde bu oran yüzde 10’a kadar gerileyebiliyor.

İyi Bir Takım Kurun: İyi fikir ve planla birlikte bunu hayata geçirebilme yeteneği ve vizyonu olan iyi bir takım kurmak da önemlidir. Farklı alanda uzmanlığı, becerisi olan bireylerden oluşan takımların başarı şansı her zaman yüksektir.

Son Söz: Girişimcilik artık profesyonel kariyer planlarına ciddi bir alternatif oluşturmuş durumda. Sloganımız zorunluluk değil, fırsat girişimciliğine adım atmak olacaktır.

Girişimci Doğulur mu? Olunur mu?

Gereksiz Cesaretten Kaçının:  Aşırı güven ve gereksiz cesaretin girişimcilere zarar verdiğini, bu yüzden de uzmanlar girişimcinin faaliyet gösterilen iş kolunun uzmanlarına danışılmasını öneriyor. Türk şirketlerinin yüzde 99’u danışmanlık hizmeti almıyor. Gelişmiş ülkelerde ise şirketler ortalama beş kez danışmanlık hizmeti alıyor.

Takımınızı Kurun, Girişimcilik Tek Kişilik Bir Faaliyet Değildir: Doğru ve istekli insanlardan bir takım kurun ve projenizi onlarla paylaşın. Takım çalışanlarına iş süreçleri hakkında karar alma yetkisi verin. Yenilikle ilgili yanlış kararlar aldıklarında şiddetli eleştiriden kaçının. Peki ya ortaklık? Ortakla çalışmak ancak çok iyi bir işbirliği ve harmoni varsa başarı getirir, aksi takdirde zaman ve moral kaybıyla sonuçlanabilir.

Piyasayı İyi Araştırın: Bir ürünün potansiyel pazarını, müşterilerin özelliklerini ve satış hesaplarını belirlemeye yarar. Yalnızca bugünü değil yapacağınız araştırmada yarını da tahmin etmeniz işinizin devamlılığı için en önemli konudur.


En İyi Bildiğiniz İşi Yapın ve Yanlışlarınızdan Ders Alın: Hayalinizi gerçekleştirmek için, iş tanımınızın dışında da olsa o işi yapın. Az bilgi tehlikelidir ve bazen aklınıza iyi bir fikir geldiğinde ne olursa olsun ilerlemeniz gerekir. Her yeni adım beraberinde bir hatayı getirebilir. Hatalarınızdan ders alın. Her hata, işin nasıl yürüdüğünü anlamaya yaklaştıran bir adımdır.

Ölçüsüz Büyüme ve Hedefsizlikten Kaçının: Müşteri sayısının bir anda artması iyi bir gelişme gibi görünebilir. Ancak eğer hazırlıksız yakalanırsanız bu sizi krize sürükler. Kobi uzmanlarına göre, Türk girişimcilerinin çoğunda hızlı şubeleşme ve ölçüsüz büyüme hastalığı vardır. Bu hastalık birçok kobi’nin sonu oluyor. Gerek yönetim gerek iş kolu, gerekse insan kaynağında yapılan sürekli değişiklikler istikrarsızlığa neden olur. Girişimci bu hataya düşmemeli ve hedefi doğrultusunda yürümelidir.

Yeterli Sermaye ve Doğru Mekan Seçimi:  Yeni kurulan bir işin hemen para kazandıracakmış gibi algılanması temel bir hatadır. Yeterli sermayesi olmayan ve elinde ne varsa harcayan girişimciler, piyasalardaki en ufak bir dalgalanmada zor durumda kalıyor. Danışmanların önerisi, yeterli işletme sermayesi olmadan yola çıkmamaktır.
Mekan seçimi için, ilk günlerden şirketinizin parasını çok harcamamak önemlidir. Pahalı ofisler iyidir ama çoğu zaman değersizdir. Süslü eşyalarla başlayan işler nadiren başarılı olur. Evde çalışmayı ya da ofis açmayı düşünün.

Nakit Akışını Planlayın: İşinizi yeni kurduğunuzda, tedarikçiler ödemelerinizi erken tarihte yapmanızı isteyecektir. Eğer vadeli satış yapıyorsanız, tahsilat ile ödeme tarihleri arasındaki farklılık nakit krizi yaşamanıza yol açabilir. Nakit akışını mutlaka planlayın.

Bilgi ve Teknolojiyi Kullanın: Günümüzde girişimcilerin önemli bir kısmı hala bilgi teknolojisinin önemini kavrayabilmiş değildir. Girişimci, teknolojiyi ve sektördeki yenilikleri takip etmiyor ve şirketini yenilemiyorsa, yoğun rekabet ortamında kendi elleriyle müşterilerini rakiplere kaptırıyor dur.

Müşteri Gibi Düşünün: Yeni kurulan işletmelerin en büyük hatalarından biri, müşteriyi yeterince tanımamaları dır. Ne kadar çok müşteri gibi düşünürseniz, organizasyonunuz müşterilere nasıl hizmet edilmesi gerektiğini o kadar iyi bilir.

Değişimin Gerisinde Kalmayın: Geçmişte sizi başarıya götüren yollar olmalıdır. Ancak bunların gelecekte ve her daim geçerli olduğunu düşünmek yanıltıcı olacaktır. Pazardaki talep ve teknoloji değiştiği halde, hala aynı yöntemleri kullanmak ve aynı ürünleri üretmekte ısrar etmeyin. Yeni fikir ve deneylere açık olun.

Kaynak: “Girişimciliğin Altın Kuralları”  Konusunda uzman 24 yazar.

İyi bir girişimci, bir şeyi en iyi bilen değil, her şeyi en iyi yöneten olmalıdır.


Ali SAVUT
turkobazaar.com
Kurucu/Ortak
Twitter / Linkedin 
                                           SERMAYESİZ Ticaret İçin Tıklayın..    

                   

13 Şubat 2013 Çarşamba

Kuantum Bilgisayarlarına Hazır Mıyız?


Kuantum Bilgisayarlarına Hazır mıyız?

Abaküsle dünyanın en hızlı süper-bilgisayarı
arasındaki farkı düşündüğünüz takdirde bile,
bir kuantum bilgisayarının günümüzün
bilgisayarlarından ne kadar daha güçlü
olduğunu anlamanın yakınından geçemezsiniz.
Julian Brown

Şizofren Atom, bir Atom nasıl aynı anda birden çok yerde olabilir ve birden çok şey yapabilir.

Yıl 2041. Küçük bir çocuk, odasındaki bilgisayarın başına oturuyor. Bu sıradan bir bilgisayar değil. Bu bir kuantum bilgisayarı. Çocuk bilgisayara bir komut veriyor… Aynı anda bilgisayar kendi binlerce kopyasına bölünüyor ve her biri problemin farklı bir dalı üzerinde çalışmaya koyuluyor. Yalnızca birkaç saniye sonra, dallar yeniden bir araya geliyor ve bilgisayarın gösterge panelinde tek bir cevap yanıp sönüyor. Dünyadaki bütün bilgisayarlar bir arada çalıştırılsa dahi bu cevabı bulmaları trilyonlarca yıl alırdı. Sonuçtan memnun olan çocuk bilgisayarı kapatıyor ve oyuna geri dönüyor. Bu akşam için ev ödevi bitmiş durumda.

Çocuğun bilgisayarının yapabildiğini aslında hiçbir bilgisayar yapamaz, değil mi? Bir bilgisayarın bunu yapabileceği gerçeği bir kenara, bu bilgisayarların taslak halindeki ilk versiyonları günümüzde bile mevcuttur. Üzerinde ciddi tartışmaların döndüğü asıl nokta ise, bu türden bir kuantum bilgisayarının yalnızca çok fazla sayıdaki bilgisayarların toplamı gibi mi çalışacağı, yoksa, bazılarının inandığı gibi, kendi kendisinin paralel gerçeklikler veya evrenlerde var olan birçok farklı kopyasının bilgi işlem gücünden mi yararlanacağı sorusudur.

Kuantum bilgisayarlarının temel özelliği olan aynı anda birçok işlemi birden yapabilme yetisi, dalgaların (dolayısıyla da, dalgalar gibi davranan atom ve fotonların da) yapabildiği iki şeyden kaynaklanmaktadır. Bunlardan ilki, okyanus dalgalarında görülebilir.

Okyanusta hem büyük dalgalar hem de küçük dalgacıklar oluşur. Ancak rüzgarlı bir günde dalgalı bir denizi seyrederken herkesin bilebileceği gibi, büyük dalgaların üzerinde küçük dalgacıklar da görebilirsiniz. Bu tüm dalgaların genel bir özelliğidir. Eğer iki farklı dalga var olabiliyorsa, aynı şekilde, dalgaların bir kombinasyonu, yani süper pozisyonu da var olabilir. Süper pozisyon gerçeği, gündelik dünyada önemsiz bir şey gibi görünebilir. Ancak atomlar ve bileşenlerinin dünyasında, bu durumun etkileri sarsıcı düzeydedir.

Burada şaşırtıcı bir durum yok. Fakat, şunu unutmamak gerekiyor ki, aynı anda iki dalganın birden var olmasına imkan tanındığında, bu dalgaların bir süper pozisyonunun var olmasına da imkan tanınmış olur. Deniz dalgaları için konuşacak olursak, bu türden bir kombinasyon kimse için inanılmaz bir durum değildir. Ancak atomların dünyasında söz konusu kombinasyon olağanüstü sayılabilecek bir duruma tekabül eder; aynı anda hem camdan geçen hem de geri yansıyan bir fotonun varlığına. Diğer bir deyişle, foton aynı anda camın iki tarafında birden bulunabilmektedir.

Tahayyül sınırlarımızı zorlayan bu özellik, iki kaçınılmaz gerçekten kaynaklanıyor: fotonların dalgalar tarafından tanımladığı ve dalgaların süper pozisyon hallerinin olası olduğu gerçeklerine.

Bu uçuk bir teori değil. Yapılan deneylerde, aynı anda iki yerde birden bulunan bir foton ya da atomu gözlemlemek gerçekten de mümkündür (daha doğru bir ifadeyle ortaya koyacak olursak, aynı anda iki yerde birden bulunan bir foton ya da atomun neden olduğu sonuçları gözlemlemek mümkündür. Bu durumun gündelik hayatımızdaki karşılığı, aynı anda hem İstanbul hem de Londra’ da bulunabilmemizdir. Dahası, üst üste binecek dalgaların sayısının bir sınırı olmadığından, bir foton ya da atom aynı anda üç, an ya da bir milyon yerde olabilir.

Atomlar ve türevleri yalnızca aynı anda birçok yerde bulunabilmekle kalmaz, aynı anda birçok işi de gerçekleştirebilirler. Bunun gündelik yaşantımızdaki karşılığı ise, aynı anda ev temizliği yapmanız, köpeği dolaştırmanız ve haftalık süpermarket alışverişinizi halletmenizdir. Kuantum bilgisayarlarının muazzam gücünün ardındaki giz budur. Atomların aynı anda birçok işi yapabilme yetisini kullanan kuantum bilgisayarları, aynı anda çok sayıda hesaplamayı yapabilmektedir.

Aynı Anda Birçok Şey Yapmak

Günümüz bilgisayarının temel yapı taşı transistörlerdir. Transistörler iki farklı gerilim seviyesinde bulunabilir; bunlardan biri ikili basamaklardan (bitlerden) “0” ı, diğeri ise “1” i temsil eder. Sıfır ve birlerin oluşturduğu bir sıra, çok büyük bir sayıyı temsil edebilir ve bilgisayar içinde bu sayı, bir başka büyük sayıyla toplanabilir, çıkartılabilir, çarpılabilir ve bölünebilir. Öte yandan, bir kuantum bilgisayarının temel yapı taşları süper pozisyon konumunda da bulunabilir. Diğer bir deyişle, aynı anda hem “0”ı hem de”1”i temsil edebilirler. Fizikçiler, kuantum bitlerini normal bitlerden ayırt edebilmek için, şizofren kuantum bitleri (ya da “kubit”) terimini kullanmaktadır.

Tek bir kubit üzerinde aynı anda iki farklı işlem, iki kubitle dört farklı işlem, üç kubitle sekiz farklı işlem yapabilirsiniz ve kubit sayısı arttıkça, aynı anda gerçekleştirebileceğiniz işlem sayısı da 2’nin kuvvetleri olarak artar. Bu sizi etkilemediyse, 10 kubitle aynı anda 1024 işlem ve yalnızca 100 kubitle milyarlarca işlem yapabilirsiniz. Kuantum bilgisayarlarının günümüz bilgisayarlarını bazı hesaplamalarda performans açısından silip geçeceği anlaşılmıştır. Geleneksel bilgisayarlar performans açısından kuantum bilgisayarlarının yanında geri zekalı gibi görünmektedir.

Kilit Nokta, Girişim 

Bir kuantum bilgisayarının çalışması için, dalga süper pozisyonları tek başlarına yeterli değildir. Dalga süper pozisyonlarının ihtiyaç duyduğu bir başka şey girişimdir. Kuantum bilgisayarlarının aynı anda birçok işlemi birden yapılabilmesinin nedeni, farklı durumların süper pozisyonu olarak var olabilmeleridir.  Örneğin, 10 elementli (yani 10 kubitlik) bir kuantum bilgisayarı aynı anda 1024 farklı durumda bulunabilir ve dolayısıyla, aynı anda 1024 işlem gerçekleştirebilir. Diğer bir taraftan, yeniden bir araya gelmedikleri sürece, bir işlemin farklı noktalara açılmış dallarının hiçbir değeri yoktur. Bunu gerçekleştiren ise, girişimdir. Girişim sayesinde, süper pozisyonun 1024 farklı durumu birbirleriyle etkileşime girebilir ve birbirlerini etkileyebilir. Gene girişim sayesinde, kuantum bilgisayarının elde ettiği tek bir cevap, 1024 paralel işlemin tümünde ne olup bittiğini yansıtır ve bir araya getirir.
1024 ayrı parçaya ayrılmış ve her bir parçanın üzerinde tek bir kişinin çalıştığı bir problem düşünün. Problemin çözüme ulaştırılması için, söz konusu 1024 kişi birbirleriyle sürekli iletişim halinde olmalı ve elde ettikleri sonuçları değiş-tokuş etmelidir. Girişimin kuantum bilgisayarlarında mümkün kıldığı şey işte budur.
                              
Çoklu Evren

Kuantum bilgisayarlarının aynı anda muazzam sayıda işlem yapabilmeye yönelik olağanüstü gücü bizim için bilmece durumundadır. Bununla birlikte, günümüzün kuantum bilgisayarları henüz ilkel bir düzeyde ve yalnızca bir avuç kubit üzerinden işlem yapabiliyor olsa da, aynı anda milyarlarca, trilyonlarca ya da katrilyonlarca işlem yapabilecek bir kuantum bilgisayarlarını hayal etmeniz imkansız değildir. Önümüzdeki 30 ya da 40 yıl içerisinde, aynı anda Evren’de var olan parçacıklardan dada fazla işlem yapabilecek bir kuantum bilgisayarları inşa edilebilir. Bu varsayım durumu önümüze zor bir soru koyuyor. Bu bilgisayar işlemlerini tam olarak nerede gerçekleştirecektir? Sonuçta, bu türden bir bilgisayar aynı anda Evren’de var olan parçacıklardan daha fazla işlem yapabiliyorsa, o zaman Evren’in işlem kaynaklarının bu makinenin gerçekleştirebileceği işlemler açsından yetersiz kalacağı öne sürülebilir.

Çözülmesi imkansız gibi görünen bu durumdan çıkmamızı sağlayabilecek olağanüstü bir olasılık, kuantum bilgisayarlarının işlemlerini paralel gerçekliklerde ya da evrenlerde gerçekleştiriyor oluşudur. Bu fikir, 1957 yılında Princeton’da yüksek lisans öğrencisi olan Hugh Everett’ e dayanmaktadır. Everett “Çoklu Dünyalar” fikrini, kuantum bilgisayarlarının ortaya çıkışından çok uzun zaman önce öne sürmüş olsa bile, gene de konu üzerinde faydalı bir açılımı olabilir. Çoklu Dünyalar fikrine göre, kuantum bilgisayarlarına bir problem verildiğinde, bilgisayar kendi kopyalarına ayrılmakta ve her bir kopya farklı bir gerçeklikte var olmaktadır.

Tüm bu bilmecelere rağmen, Everett tarafından öne sürülmesinin üzerinden geçen yarım yüzyılın ardından, Çoklu Dünyalar fikri yeniden popülerlik kazanmıştır. Her gün sayıları artmakta olan ve aralarında Oxford Üniversitesi’ n den David Deutsch gibi önemli isimlerin de bulunduğu birçok fizikçi, bu fikri ciddiye alıyor. Deutsch “Gerçekliğin Dokusu” isimli kitabında, “Paralel evrenlere yönelik kuantum teorisi, birtakım teorik muammalardan doğan baş belası bir yorum değildir.” demektedir. Çoklu Dünyalar fikrine inanmasınız bile, fikir gizemli kuantum dünyasında neler olup bittiği anlayabilmemiz için basit ve kolaylıkla algılanabilen bir yol sunmaktadır.

Neden Yalnızca Küçük Şeyler Kuantumdur

Kuantum bilgisayarları, inşası aşırı derecede zor olan makinelerdir. Bunun nedeni, bir kuantum süper pozisyonunun farklı durumlarının birbirleriyle girişimde bulunma yetisinin çevresi tarafından yok edilmesi, ya da ciddi bir şekilde indirgenmesidir. Bu yıkım çift yarık deneyinde canlı bir şekilde görülebilir. Kuantum davranışı aslında yaratılmış şeylerin bir özelliğidir. Bu davranışı gündelik hayat yerine mikroskobik dünyada görmemizin nedeni, küçük bir şeyi kendisini çevreleyen unsurlardan yalıtmanın, büyük bir şeye nazaran çok daha kolay olmasıdır.

Bu nedenle, kuantum şizofrenisinin ihtiyaç duyduğu şey yalıtımdır. Atom gibi mikroskobik bir parçacık dış dünyadan yaratılmış bir şekilde kaldığı sürece, aynı anda birçok şey yapabilir. Bu durum, kuantum şizofrenisinin gündelik bir olay olduğunu mikroskobik dünyada zor bir şey değildir. Diğer bir taraftan, içinde yaşadığımız ve her saniye içinde katrilyonlarca fotonun nesnelere çarparak sektiği büyük ölçekli dünyamızda, bu neredeyse imkansız bir durumdur.

Kuantum bilgisayarları üzerinde çalışan fizikçilerin önündeki temel engel, bilgisayarı çevresinden yalıtılmış bir şekilde tutabilmektedir. Bugüne dek yapılabilen en büyük kuantum bilgisayarı yalnızca 10 atomdan oluşmakta ve 10 kubit üzerinden işlem gerçekleştirmektedir. Burada fizikçilerin tüm gücünü gösterdiği şey, makineyi oluşturan 10 atomun herhangi bir süre boyunca çevresinden yalıtılmış bir şekilde tutmaktır. Tek bir foton bile bilgisayardan sekerse, 10 şizofren atom anında 10 sıradan atoma dönüşür.

Kuantum bilgisayarlarının yapabildiği, yalnızca tek bir yanıtı olan paralel işlemlerle sınırlanmıştır. Bu nedenle, günümüzde kuantum bilgisayarlarının çözebildiği sınırlı sayıda problem vardır. Genelde söylenegeldiği üzere, kuantum bilgisayarları dilimlenmiş ekmekten bu yana en büyük icat değildir. Gene de, bir kuantum bilgisayarının güçlü yanlarına hitap eden bir problem bulunduğunda, bu kuantum bilgisayarı, normalde Evren’in sonuna dek sürecek bir hesaplamayı birkaç saniye içinde gerçekleştirerek, performans açısından günümüzün süper bilgisayarlarını gülünç bir duruma düşürebilir.

Kuantum bilgisayarlarını üretmek için didinen uzmanların en büyük düşmanı olan evre uyumsuzluğu, aynı zamanda bu uzmanların en büyük müttefiğidir de. Sonuçta, girişimde bulunan tüm farklı dallarıyla işlem sürdüren bir kuantum bilgisayarının süper pozisyon durumunun en sonunda bozulmasının nedeni, evre uyumsuzluğudur. Bu türden bir makinenin işimize yarayacak bir çıktı, yani tek bir duruma indirgenerek tek bir sonuç vermesi için süper pozisyon durumunun bozulması gerekir.
Kuantum dünyası paradokslarla örülüdür.

Kaynak: “Quantum Theory Cannot Hurt You”  Marcus Chown

Ali SAVUT
turkobazaar.com
Kurucu/Ortak
Twitter / Linkedin 
                                           SERMAYESİZ Ticaret İçin Tıklayın..