Neden? E-Ticaret Eğitim Sunumu

18 Kasım 2012 Pazar

Lojistik Nasıl Değişti?


Lojistik, günümüzdeki genel algının aksine, sadece işletmelerin tedarik zinciri sorunlarını çözen bir olgunun çok ötesinde bir paradigma. Üstelik insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip.
Başka bir ifadeyle, tarihin her döneminde lojistik vardı. Ancak bugünkünden biraz farklıydı. İnsanoğlunun değişen yaşam biçimine bağlı olarak o da değişime uğradı. Her dönemin insanın bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yapısal anlamda evrilerek bugünkü şeklini almıştır.

Toplumsal Gelişim Aşamalarının Lojistiğe Etkileri 

Toplumsal yaşamda meydana gelen ekonomik, siyasi, sosyal, askeri, kültürel, bilimsel değişimler birbirini etkileyerek bugünkü lojistik yapının oluşmasına neden olmuşlardır. Günümüz lojistiğine etkisi açısından, toplumsal yaşanan değişimin incelenmesine zamanca Orta Çağ’ dan mekanca Avrupa’ dan başlamak daha doğru olacaktır. Bu yaklaşım Orta Çağ’ dan önceki dönemlerde lojistik adına hiçbir gelişmenin olmadığı anlamına gelmiyor. Sadece günümüzün modern lojistik yapısını şekillendiren dinamiklerin ilk filizleri bu dönemden sonra başlamaktadır.

Orta Çağ - Birinci Dünya Savaşı Arası Dönem

Merkantilist düşüncenin egemen olduğu dönemde ülkenin hazinesi ne kadar güçlüyse ülkenin o kadar güçlü ordusu vardı, ordunun gücü artıkça ülkenin güvenliği de artıyordu.
Merkantilist düşünceye göre hareket edilmesi sürekli savaş riski doğuruyordu. Bir ülkenin sisteminin öngördüğü hedefe ulaşması yani zengin hazine ve güçlü bir orduya sahip olması diğer ülkeleri ona karşı potansiyel tehdit haline getiriyordu. Üstelik güçlü ülkelerin elde ettiği üstünlük diğer ülkelerin ticaret yapmasına imkan vermiyordu. İki ülkeden hangisi, iki ürün arasından diğerine göre üretim üstünlüğüne sahipse, sadece onun ürününü üretmeli, diğer ürünü diğer ülkeye bırakmalıydı. Böylece, iki üründen birinde zayıf olan ülke, bu sayede üretim yapabilecek, güçlü olan ülke güçlü olduğu üründen elde ettiği kazançla üretmekten vazgeçtiği ürünü satın alacaktı.
Orta Çağ karanlık bir dönemi ifade etse de bu dönemde toprakların büyük çoğunluğu Avrupa’ nın doğusunda ve güneyinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu gibi bir devin altın çağını yaşadığını ifade etmek gerekir. Yavuz Selim’ in İran ve Mısır seferlerinin, Osmanlı posta servisi olan ulak sisteminin lojistik desteğinin mükemmelliği gibi önemli lojistik uygulamalar bu döneme rastlamaktadır.

Fordist Dönem 

1900’ lü yılların başında makineleşmenin getirdiği en bilinen değişimlerden birisi kitle üretim sistemlerinin geliştirilmesi oldu. Sanayi toplumuna geçişle başlayan süreç, bant sistemi ile seri üretimin yapıldığı, üretenlerin makine gibi görüldüğü, ekonomik olayların tüketicinin dikkate alınmadan planlandığı, kapalı ekonomik sistemlerin gereği arz yönlü bir üretim sistemine sahip bir süreçti.
Ulus devletler; uluslararası arenada var olmaya çalışırken lojistik yapı bu dönemde ulus devletin gerektirdiği ihtiyaçlara göre şekillendi. Ulus devlet biçimleri ile oluşan yeni küresel siyasi yapı, ulusal para, ulusal bayrak, gibi yeni bir takım sembollere sahip ulusal egemenlik kavramını farklı biçimde gündeme getirmişti. Ulus devletlerde oluşan lojistik yapı, tek üretenin köylü olduğu feodal yapıdaki lojistik anlayıştan çok daha farklı biçimlerde, kendini gösteriyordu.
Bu dönemde yaşanan Birinci Dünya Savaşı daha ziyade statik cephe savaşı şeklinde icra edildiğinden çok karmaşık askeri lojistik uygulamalardan da söz etmek pek mümkün değildi. Ancak yine de Çanakkale muharebeleri için km’ lerce mesafeden gelen müttefik donanmasının lojistik desteği ve yine aynı muharebede Türklerin cephelere taşıdığı başta devasa sahra toplarının mermileri olmak üzere sahil boyunca düşman ateşi altında yapılan ikmal gibi başarılı operasyonlardan bahsetmek mümkün. Tarihimizde karanlık bir sayfa olarak duran yanlış harekat planlamasının neden olduğu kadar yetersiz lojistik destek yüzünden Sarıkamış’ ta 90 bin Mehmetçiğin donarak şehit olması da bu döneme rastlar.

İki Savaş Arası Dönem

İki savaş arasında en çok etkisi olan olan olayın 1929 Ekonomik Buhranı olduğu kabul edilir. Birinci Dünya Savaşı'nın tetiklediği birçok unsura ilave olarak, özellikle sanayileşmiş ülkelerin üretim fazlasına karşılık talep bulunamaması nedeniyle özellikle sanayileşmiş ülkelerde etkisini gösteren burhan sonucunda başta ABD olmak üzere, endüstriyel ekonomiye sahip merkezlerde borsalar çökmüş, işsizlik boyutları inanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Büyük Dünya Bunalımı olarak da anılan küresel krizde dünyada üretim ve ticaret neredeyse yarıya indi. Birinci Dünya Savaşı’ ndan sonra altın standardı yeniden kurulmuşu. Dönemin küresel lideri İngiltere ABD’ den borç alacak duruma düştü. Poundun değer kazanması ihracatın azalmasına sebep oldu. İhracat miktarı düşünce, daha fazla altın ülke dışına çıktı sonuçta İngiltere yeniden borçlanmak zorunda kaldı.
Küresel buhran, sadece ekonomiye değil, lojistiğe de büyük darbe vurdu. Lojistik için etkili aktörler olan işletmelerin en güçlü olanları en büyük ekonomi olan ABD’ de faaliyet gösteriyordu. 1870’ li yıllarda ABD’ de küçüklü büyüklü birçok işletme, Birinci Dünya Savaşı’ nın getirdiği zorluklar karşısında birleşerek, tekel haline gelmişlerdi.
Ticari anlamda lojistiğin tekrar canlanabilmesi için bunalımın etkilerinin geçtiği bir 10 yıllık sürecin geçmesini, yani İkinci Dünya Savaşının bitmesini beklemek gerekiyordu.

İkinci Dünya Savaşı ve Savaş Sonrası Dönem

İnsanlığın tanık olduğu en büyük savaş olan İkinci Dünya Savaşı küresel seviyede siyasi, sosyal, ekonomik anlamda birçok değişimi beraberinde getirdi. Lojistiğin birçok yönde etkileyen bu unsurların çoğu savaşın bitmesinin ardından aşamalı olarak gerçekleşti.
Savaş boyunca sivil lojistik operasyonlardan ziyade, askeri lojistik daha ön plandaydı. Bu durum askeri lojistiğe önemli katkılar sağlarken sivil lojistiğe model oluşturdu. Bunların en bilineni mekanize birlik savaşını mümkün kılan Alman panzerleri ile sembolleşen günde yüzlerce kilometre mesafelere gidebilen zırhlı araçların yakıt ikmaliydi.
Savaş bittikten sonra tüm gayretler savaşın bir daha yaşanmamasına ve ekonomik refahın tesisine yöneldi. Ulus devlet seviyesinde ekonomik işbirliklerinin faydalarının görülmesi ve acımasız rekabet koşullarında geri kalınacağından endişe duyulması, çok sayıda çok uluslu birçok ekonomik işbirliği organizasyonun oluşmasına neden oldu. Böylece lojistiğin gelişmesi için zemin hazırlanmış oldu.

Post – Fordist Dönem

Küresel ticaretin gelişmesi yönünde olumlu katkı sağlayan tüm bu gelişmeler sayesinde oluşan yeni yapı daha önce kısaca değinilen fordist yapıda üretim yapan işletmeleri küresel rekabete karşı koyamaz hale getirdi. İşletmeler, tüm bu gelişmeler karşısında ayakta kalabilmek ve yeniden organize olabilmek için, içsel ve dışsal bir takım değişimler yaşamak zorunda kaldılar.
İşletmelerin lojistik ihtiyaçlarına göre oluşturulan lojistik planlama ve lojistik destek sistemleri post-fordist dönemde yetersiz kalmaya başlamıştı. Lojistik destek yapısını güncel ihtiyaçlara göre düzenlemeyen işletmeler küreselleşen pazarın en önemli özelliği olan ve ulusal sınırları engel olarak tanımayan rekabet karşısında tutunamadılar. 
Fordist yapı arz yönlü üretimi desteklerken post-fordist yapı da talep yönlü üretimi destekliyordu. Lojistik yapı talep yönlü üretim yapan işletmelerin desteğini sağlayacak şekilde değişmeye başladı. Bu değişim şimdiye kadarkilerle mukayese edilemeyecek kadar geniş kapsamlı bir gelişimi tetiklemişti.

Berlin Duvarı’ nın Yıkılmasından Sonraki Dönem

1961’ de inşasına başlanan Berlin Duvarı 1989’ da yıkılması siyasi olarak, soğuk savaşın bitmesini sembolize eden önemli bir km taşı, ekonomik olarak iki kutuplu sistemin kapitalist tarafının rakibine karşı zaferinin ilan ettiği tarih olarak kabul edilir. Küreselleşme ekonominin aktörlerini de küreselleştirdi. Ulusal sınırlar artık daha az engel niteliği taşıyordu. Pazara, serbest pazar ekonomisini tercih eden doğu bloğunun eski üyeleri de eklenince işletmelerin sayıları ve operasyonlarının ölçeği artmaya başladı.
Tedarik zincirlerini büyüten çok uluslu işletmelerin lojistik ihtiyaçlarını 60’ lı yıllardaki parçalı amatör lojistik anlayışı ile karşılamak artık mümkün değildi. Yüksek karla çok mal satma felsefesine dayanan kapitalizm daha geniş bir alanda uygulanmaya başlayınca rekabet etmek güçleşmeye başladı. Rekabet edebilmek için pazardaki rakiplerden hız ve maliyet konularında üstün olmak gerekiyordu. Bu da ancak profesyonel lojistik uygulamalar ile mümkündü.
1960’ lardan sonra ivmelenen teknolojik gelişmeler lojistik alanda oldukça etkili oldu. İlk insanın, el işaretleri, ateş dumanı, haber güvercinlerinin yerini alan görüntülü ve sesli görüşmelere imkan veren uydu telefonlar, manüel işlemlerin yerini alan bilgisayarlar, bilgi ulaşım ve aktarım süresini saniyelerin bile altına düşüren internet hizmetleri gibi teknolojik gelişmeler lojistik sektöründeki birçok uygulamayı sürece kısaltmış karmaşık yapısını basitleştirmişti.
Bilgi işlem sektörünün süratle gelişmesi ile kısalan bilgi aktarım süresinin hızlanan ulaşım sektöründeki gelişmeyi bütünlemesi ile altyapı lojistik sıçrama için oluşmaya başlamıştı. Bir başka ifade ile doğru, kapsamlı ve hızlı bilgi teknolojilerinin doğal sonucu olarak zaman maliyet tabanlı lojistik çağına girildi.
Bu dönemde özellikle büyük ölçekli stokların kontrol edilmesi ve depo yönetiminde elastikiyetin sağlanması için barkod teknolojisi kullanılmaya başlandı. GPS sistemleri ile tespit edebilen, herhangi bir terminalden kendi şifresi ile girebileceği internet ağından aracının yük durumunu güncel tutabilen, bu elastikiyet sayesinde modlar arasında müşteri talebine göre değişiklik yapabilen günümüz lojistikçileri müşteri taleplerine elastik çözümler üretme imkanına kavuştular.
1960’ lardan başlayarak gelişen bilgisayar teknolojisine bağlı olarak sırası ile geliştirilen MRP 1, MRP 2, ve ERP yazılımları giderek daha çok sayıda işletme tarafından kullanılmaya başlandı. Bilgisayarlar müşteri ve tedarikçileri arasındaki ilişkiyi veri tabanı erişimi ve bilgi transferleri ile günlük ve tam doğru olarak kurma işletimini sağlamanın ötesinde işletmelerin tüm fonksiyonlarını düzenlerken lojistik çözümlemeleri inanılmaz şekilde çabuklaştırıyorlardı.
Bu gelişmeler üzerine yeni ekonomik düzen küresel ekonomik düzen olarak şekillenirken, bu yapılanmada baş rolü oynayan çok uluslu işletmeler ve entegrasyonlar da oluşumunu tamamlayınca, lojistik sektörde daha öncesi ile mukayese edilemeyecek nitelikte önemli kırılmalar yaşandı. 1980-1995 yılları arasındaki bu 15 yıllık dönem Lojistik Rönesans dönemi olarak tanımlanıyordu. 

Milenyum Çağında Lojistik

20. yüzyıl siyasi atmosferini dolduran emek-sermaye ilişkisi, 21. Yüzyıla girerken yerini yönetim-bilgi-sermaye ilişkisine, emeğin performansı da bilginin performansına bıraktı. Dolayısıyla modern lojistik, insan kaynakları, makine mühendisliği, endüstri mühendisliği, toplam kalite yönetimi, bilişim sektörü, ulaşım ve iletişim gibi birçok alanda uzmanlığı gerektiren bir sistem haline geldi. Daha 50 yıl önce çok farklı bir yapıda olan ve süratle değişen toplumsal yaşam her geçen gün daha derinden etkileniyordu. Artık Pazar dinamiklerini tamamen müşteri talepleri şekillendiriyordu. Küreselleşme eskiden kapalı olan birçok toplumun açılmasına neden oldu. Bu açılımın büyümesi müşterilerin tutumunu ya da bir başka ifade ile tüketici kültürünü de benzeştirdi.
Milenyum lojistik yapısı, kapitalizmin simgesi haline gelen Mc Donalds’ ın Rusya’ da şube açtığı, ABD’ nin simgesi haline gelen kot kumaşından üretilen Jean lerin Pekin caddelerinde giyildiği, Alman markası Adidas’ ın Türk pamuğundan üretildiği iplikle Çin’ de ürettiği eşofmanı Rus milli takımına giydirdiği, internetten sipariş edilen ABD’ de basılan bir kitabın deniz aşırı yolculuğu beş-on günde tamamlayıp Türkiye’ deki okura teslim edildiği bir yapının ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde biçimleniyor. Her geçen gün daha hızlı bir biçimde küresel bir köy haline gelen dünya, kapitalist sisteme teslim olurken, teknolojinin baş döndürücü hızı desteğinde daha etkin lojistik çözümler getirenler rakiplerini geride bırakmayı başarıyorlar. Kaynak:Yrd.Doç.Dr.M.Hakan Keskin.
“E-Lojistik E-Ticaretin Görünmez Kahramanıdır.”



Ali SAVUT
Kurucu/Ortak
Twitter / Linkedin 
                                                 SERMAYESİZ Ticaret İçin Tıklayın..  

  
              


NOT: Makale kobitek.com' da yayınlanmıştır.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Google Laplace’ın Şeytanı Olabilecek mi?


Google Laplace’ın Şeytanı Olabilecek mi? 

Google + kendi isteğimiz, arzumuz ve hevesimizle geçmişimizi fişleyerek gelecekte ne istediğimizi, ne düşündüğümüzü hatta hayallerimizi bile tahmin edip karşımıza çıkaracak güce ulaşabilecek mi?

Laplace’ın Şeytanı Kimdir? 

Pierre-Simon Laplace tarafından, 1814’te yayınladığı bir makalesinde belirttiği, evrendeki her atomun yerini ve hareketini bilen ve bu sayede evrenin ve kainatın bütün bir geçmişi ve geleceğini bilen sanal bir varlığın mevcut olduğunu iddia eden düşünsel bir deneydir. 
Nedensel determinizmi kavramsallaştırdığı ifadesinin özgün hali ise şu şekilde açıklanabilir;“Evrenin şimdiki halini geçmişin sonucunu ve geleceğin nedeni olarak ele alabiliriz. Bir an için evrenin tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek, ve bunun bu verileri inceleyebileceğini düşünürsek, aynı anda evrendeki en büyük varlıklardan en küçük atomlara kadar her şeyi hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecekte de, aynı geçmiş gibi, onun gözlerinin önündedir.”

Google’ ın Misyonu

Dünyadaki bütün bilgileri düzenlemek ve bunları herkes için erişebilir kılarak kullanışlı hale getirmektir.Google’ ın doğruluğundan emin olduğu söylediği on şey;
  1. Kullanıcıya odaklan; gerisi kendiliğinden gelir.
  2. En iyisi; tek bir şeyi gerçekten ama gerçekten iyi yapmak.
  3. Hızlı, yavaştan iyidir.
  4. Web’de demokrasi işliyor.
  5. Bir cevaba ihtiyaç duymanız için masa başında olmanız gerekmez.
  6. Kötülük etmeden de para kazanabilirsiniz.
  7. Daha keşfedilmeyi bekleyen pek çok bilgi var.
  8. Bilgi ihtiyacı sınır tanımaz.
  9. Takım elbise giymeden de ciddi olabilirsiniz.
  10. Sadece harika olmak yetmez.

Google bunu nasıl yapacak?

Google belki evrendeki bütün varlıkları en küçük atomlara kadar her şeyi hesaba katacak bir dataya ulaşamayacak, fakat Google’a kendi isteğimizle bireysel olarak verdiğimiz bütün bilgiler ve oluşturduğu datalar ile bizim için bir Laplace şeytanı olabilecektir.

Bunu yapabilecek istatistik bilgileri toplayabilir mi?

Olabilir ya da olmayabilir yerine size bilimsel bir cevap; 
Olasılık teorisi ve istatistik ;
1700'lerin başında, Londra’ da Abraham De Moivre adında Fransız bir istatistikçi istatistik bilim dalı henüz doğmadığından kumarbazlar için olasılıklar hesaplayarak geçimini sağlıyordu. Moivre şans diye bir şeyin olmadığına, şansın bir yansıma olduğuna inanıyordu. Hiçbir şeyin şans eseri olmadığını ileri sürdü. Sözde rastgele, gelişigüzel olan her şeyin aslında bir fiziksel nedeni olduğunu savundu. 
Örneğin; Bir parayı havaya atarsak paranın yazı ya da tura gelmesi şansa bağlı gibi görünür. Ama bunun şans olmadığı, parayı fırlattığınızda bunu etkileyen tüm fiziksel faktörleri hesaplayabilseydik, örneğin elin açısını, yerden yüksekliğini, fırlatmak için harcanan gücü, rüzgar veya hava akımını, paranın alaşımını gibi, o paranın yazı mı tura mı geleceğini yüzde yüz bilebilirsiniz. Çünkü para da diğer her şey gibi, Newton’ un mutlak olan fizik kurallarından etkilenmektedir.
İnsanlar için tüm bu olasılıkları doğru hesaplamak en azından şimdilik imkansız gibi görünse de, sırf biz bu faktörleri hesaplayamıyoruz diye paranın yazı ya da tura geleceğinin şansa bağlı olduğunu söyleyemeyiz. 
Biz insanlar evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek becerilere sahip değiliz. Olaylar her ne kadar rastgele görünse de, tamamen fiziksel gerçeklerle koşullandırılmışlardır ve böyle belirlenirler. Bu düşünce akımına determinizm denir. 
Deterministler hiçbir şeyin belirsiz olmadığına inanırlar; her şey önceki bir sebebin sonucu ortaya çıkar, ama biz bu sebebin ne olduğunu bilemeyiz. 
Kalabalık bir sokakta yürürken bir tanıdığına çarpmak da şans eseri değildir. Diyelim ki, hem senin aklından geçenleri ve beynini, hem de arkadaşınınkilerini okuyabilen bir bilgisayar olsun. Eğer o bilgisayar aynı zamanda tüm dünyadaki tüm çevresel koşulları da bilse, o zaman nerede ve nasıl karşılaşacağınızı da bilirdi. Yani şans eseri karşılaşma aslında şans eseri olan bir şey değil, bu tahmin edilebilir bir gerçektir. Böyle bir bilgisayar olmadığı için ya da henüz yapılamadığı için böyle bir olayı önceden göremeyiz ve bilemeyiz.
Daha da ileri gidelim;
De Moivre öleceği günü öngörmüştü ve öngördüğü tarihte de öldü. Hayatının son birkaç ayında Moivre her gece onbeş dakika fazla uyuduğunu fark etti. O bir determinist olduğu için o veriyi doğal sonucuna kadar hesapladı. Eğer uykusu her gece onbeş dakika uzarsa, o zaman 24 saat uyuyacağı gece ölecekti. Bu günü de 27 Kasım 1754 olarak belirledi. Ve o gün, aynen hesapladığı gibi de ölmüştü.De Moivre çok ünlü bir Fransız matematikçi olan Simon Pierre Laplace’ ın çalışmalarının temelini oluşturmuştu. 
İstatistik ve olasılık arasındaki fark; olasılık teorisi sözde şansa bağlı olguları inceler. Zarlar, yazı tura gibi. İstatistikte ise gerçek olaylar hesaplanır, doğum oranları, ölüm oranları gibi. Diğer bir deyişle olasılık teorisi denklemler oluşturmak içindir, bunlar da istatistikleri elde etmekte kullanılır.
Olasılık teorisinin işlemesi ile ilgili, Laplace gerçeği tahmin etmenin en iyi yolunun doğru cevabı hesaplamak değil de, en az yanlış olan cevabı hesaplamak olduğunu kanıtladı.Olasılık teorisi, bilim adamları bir cevaptan %100 emin olmasalar da doğru olduğunu söyleyebilmelerini sağlar. Çünkü olasılık teorisine göre yanılma payı çok ama çok az olduğu zaman gerçeği buldunuz demektir.
Laplace evrenin deterministik olduğunu varsaydığı için, biri eğer fizik kurallarını ve bir an için evrendeki her şeyin konumunu bilirse, o kişi olan herşeyi bilebilir ve gelecek tüm tarihi de bilebilir diyor. 
Hiç bir şey imkansız değildir. Belirli şeyler olasılık dışıdır, ya da olasılıksızdır.

Google şimdiden Laplace’ ın Şeytanı oldu bile

Sonuç olarak, bahsetmiş olduğumuz bilimsel teori verilerden yola çıkarak Google’ ın hayatımızda Laplace’ ın şeytanı olduğunu şu anda kısmen de olsa söyleyebiliriz. Kısa vadede, nelerden hoşlandığımızı, hangi ürünü satın almak isteyeceğinizi, sizin ihtiyacınız olan ve almayı isteyebileceğiniz kurguda size özel reklam kampanyalarını siz düşünürken önünüze çıkartacak. 
Orta vadede, ihtiyacınız olan ve hayır diyemeyeceğiniz ürünü siz daha istemeden kapınıza getirecek bilgiye ulaşacak. 
Uzun vadede, hayallerinizi ve düşlerinizi %100 de olmasa bile tahmin eden, size özel ve tam sizin istediğiniz gibi bir hayat sunan Laplace’ın şeytanı.
Dünyada İnternet kullanıcılarının %80’ni Google kullanıcısı. Türkiye'de, 50 Milyona yakın İnternet kullanıcısı olduğunu ve bu kullanıcıların %98’inin Google kullandığını düşünürsek, neyi ne kadar istediğinize verdiğiniz bilgilerin miktarı ve doğruluğu ölçüsünde siz karar vereceksiniz.
Ya da Google’dan başka bir Laplace’ ın Şeytanını tercih edeceksiniz.


Ali SAVUT
turkobazaar.com
Kurucu/Ortak
Twitter / Linkedin 
                                                 SERMAYESİZ Ticaret İçin Tıklayın..    


              



1 Ekim 2012 Pazartesi

E-Lojistik Sistemleri


E-ticaret hacminin her geçen gün hızla artması ile beraberinde e-lojistik sektöründeki gelişmeleri de hızlandırmıştır. E-lojistik ile ilgili var olan sistemler yeni yazılımlarla gelişmeye devam etmekle birlikte, e-lojistik beklentilerini karşılamakta zorlanan lojistik sektörü içerisinde yeni sistem yazılımları yazılmaya, geliştirmeye ve uygulamalı olarak denenmeye hızla devam edilmektedir.

Elektronik Veri Değişimi (EDI) 

Bir işletmenin diğer işletmelerle olan her türlü iş evraklarının alışverişlerini elektronik olarak belirli bir standartta gerçekleştirme işlemidir.
1960 yıllarında ilk uygulama alanı taşımacılık sektörü olan EDI yazılımı, günümüzde artan iletişim ve birbirine bağlı birçok bilgisayar sistemi ile birlikte e-ticarette e-tedarik zinciri yönetiminde kullanılmakta, e-tedarik zincirinin yönetilmesi ve iyileştirilmesinde büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
Örnek uygulama;
Satın alma siparişini hazırlayan bir firma kağıt evrak bürokrasisini bitirerek elektronik ortamda siparişle ilgili bilgileri üretici veya tedarikçi firmaya iletiyor. Tedarikçiye ulaşan sipariş verisi EDI yazılım sayesinde sipariş girişi olarak sisteme kaydediliyor. Sipariş kağıt üzerinde gelen siparişlerde olduğu gibi talebin hazırlanma sürecini başlatıyor.

EDI yazılımının işletmeye katacağı değerler;


  • Başlangıç maliyeti yüksek olsa da ileriye dönük maliyetleri düşürmek.
  • Bir kez sisteme kayıt ile sürekli sipariş alma. Zamandan tasarruf.
  • İnsan hatasının 0’ a indirilmesiyle olası ticari kayıpların önüne geçme.
  • Kağıt kullanımı ve arşiv maliyetlerinin düşürülmesi.
  • İnsan kaynağının verimli kullanımı.
  • Müşteri taleplerine hızlı yanıt ile müşteri sadakatinin arttırılması.
  • Sipariş sürelerinin kısaltılması.
  • Faturalama ve tahsilat sürecinin iyileşmesi ile nakit akışının hızlanması.
  • Bilgi akışının hızlanmasıyla birlikte stok maliyetlerinin düşürülmesi.
  • Tüm bu süreçlerin iyi yönetilmesi ile işletme karlılığının arttırılması.

Barkod ve Radyo Frekanslı Tanımlama Sistemleri (RFID) 

Barkod : Hızlı, doğru ve daha kolay bilgi girişi için, sistemlerin daha ekonomik kullanılması adına otomatik tanıma ve hızlı bilgi toplama teknolojisidir.
  • Perakende sektöründe yaygın olarak kullanılan barkod sisteminin e-ticarete katacağı değerler ;
  • Benzer ürünler arasındaki karışıklığı önleme. Doğruluk.
  • İstenen bilgiyi çok hızlı bir şekilde işleyebilme. Hızlı.
  • Sistem sayesinde işçilik maliyetlerinin düşürülmesi. Ekonomik.
  • Bilgisayar sistemlerine kolay entegre edilebilmesi ile Kullanışlılık.
  • Artan verimlilik ile işletme karlılığının arttırılması.
RFID : Bir okuyucu ve bir mikroçipte dijital bilgiyi tutan bir antenden oluşur. Cisimleri radyo dalgalarını kullanarak tanımlayan ve aldığı radyo sinyallerini dijital bilgiye dönüştürerek bilgisayar sisteminde anlaşılacak hale getiren bir sistemdir.
E-Ticaret sistemi içerisinde kullanımı hızla yayılan RFID’ nin işletmeye katacağı değerler;
  • Ürünler hangi araçla geldi.
  • Ne zaman geldi.
  • Nereye yerleştirildi.
  • Kim tarafından hangi operasyona tabi tutuldu.
  • Depodan izinsiz çıkarılan ürünler için uyarı mekanizması.
  • Paketlerin otomatik ayrıştırılması.
  • Depo maliyetlerinin düşürülmesi.
  • İnsan hatalarından kaynaklanan olası ticari kayıpları önleme.
  • İstihdamın azaltılması.
  • Zaman tasarrufu.

Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) 

Mal ve hizmet üretimi için gerekli işgücü, makine, malzeme gibi kaynakların verimli bir şekilde kullanılması sağlayan yönetim sistemlerine verilen isimdir.
E-lojistik için tanımlama yapılması gerekirse : Tedarik işlemlerinden satış sonrası müşteri desteğine kadar bütün süreçlerin bilgi teknolojileri ortamından yönetilmesidir.
E-tedarik zinciri ve e-lojistik yönetimi ile işletmenizde tam verimlilik, maliyet takibi ve maliyetlerin düşürülmesi için kullanılan bir yazılımdır.
E-lojistik uygulama alanları;
Özellikle e-tedarik zinciri yönetimi ve e-lojistik otomasyon sistemleri ile yakından ilişkilidir.Müşteriye ait siparişin, hangi tedarik merkezinden veya deposundan karşılanması ya da hangi üreticide üretilmesi gerektiği ile ilgili tedarik zinciri yönetimi, tedarikçiler ile olan bağlantılar daha iyi yönetilebilir ve geliştirilebilir.
İşletmenize katacağı değerler;
  • Tedarik işlemlerini daha hızlı hale getirmek ve standardı yakalamak.
  • Tedarik işlemini izlenilebilir hale getirerek stokları azaltmak.
  • Finansal bilgileri standart hale getirerek tüm birimleri aynı dilde konuşturmak.
  • Müşteri siparişlerini iyi yöneterek siparişten fatura kesimine kadar standardı yakalamak.
  • İnsan kaynaklarını standartlaştırarak personel verimliliğini arttırmak.
  • Önemli işlerin bütünüyle kaydedildiği ve izlenilebildiği bir veri tabanına ulaşmak.

Sipariş Yönetim Sistemleri (OMS)

Sipariş edilen doğru ürünü, istenilen yerde, istenilen zamanda, istenilen miktarda hazır bulundurulması için kullanılan sistemlere sipariş yönetim sistemleri denir. E-ticaret sistemleri içerisinde gelişmiş sipariş yönetim sistemi bulunması son derece önemlidir.
Sipariş yönetim sistemleri kargo sistemleri ile iyi entegre olmuş şekilde çalışması teslim edilemeyen ya da geri dönen siparişlerin etkin yönetimiyle müşteri memnuniyetini arttırılmasında son derece önemli bir yer tutmaktadır.
İşletmenize katacağı değerler;
  • Müşteri memnuniyetinin arttırılması.
  • Müşterilerin doğru yönlendirilmesi ile sipariş hatalarının azaltılması.
  • İşletmelere sipariş esnekliğinin kazandırılması.
  • Sipariş takip sisteminin etkin kullanılması.
  • Sipariş değişkenlik etkisinin en aza indirilmesi.
  • Sipariş verilme ve hazırlanma hızının arttırılması.

Depo Yönetim Sistemleri (WMS)

E-Ticaret sistemlerinde karlılığın arttırılması için stok yönetimi son derece önemli bir yer tutmaktadır. Stokları verimli olarak kullanmak, depo ve dağıtım merkezindeki ekipman, iş gücü kaynaklarının ve tüm depolama faaliyetlerinin yönetimini etkin bir şekilde yönetmenizi sağlamaktadır.
WMS etkin depolama yazılımının işletmenize katacağı değerler;
  • Depoya gelen ürünlerin mal kabul verimliliği.
  • Stokların en iyi şekilde depoya yerleştirilmesi.
  • Hazırlanan siparişlerin en hızlı ve doğru şekilde toplanması.
  • Katma değerli paketle hizmetlerinin verilmesi.
  • Doğru paketleme işlemleri.
  • Planlama, etiketleme, ayrıştırma.
  • Sipariş karşılama ve sevkiyat kolaylığı.
  • Bütün depo süreçlerinin etkin ve verimli yönetimi.
  • Gelişmiş kontrol mekanizması.
  • Sürekli, çabuk ve kolay stok sayımı.
  • Tedarik zinciri maliyetlerinin düşürülmesi.
  • Hızlı ve doğru bilginin sağlanması.

Taşıma Yönetim Sistemleri (TMS)

Dağıtım sistemlerinin etkin yönetimi ve geliştirilmesi ile nakliye sürelerinin ve maliyetlerin düşürülmesi. Taşıtların, yüklemelerin, teslimat araç ve sürelerinin eş zamanlı olarak müşteriler ile paylaşılması e-ticaret sistemlerinin en önemli konularından bir tanesidir.
TMS yazılımının işletmenize sağladığı yararlar;
  • Nakliye sürelerini ve maliyetlerini azaltır.
  • İstihdam maliyetlerini azaltır.
  • Teslimat programına ilişkin, yük ve araç bilgilerinin düzenlenmesi.
  • Müşteri hizmetlerinin kalitesinin arttırılması.
  • Taşıma maliyetlerinin toplam lojistik maliyetlerinin içerisinde büyük bir orana sahip olması TMS’ nin önemini arttırmaktadır.

İleri Planlama Sistemleri (APS) 

Karar destek ve işletme planlamasından oluşan bir sistemdir. E-ticaret sistemlerinine-lojistik faaliyetlerini verimli şekilde planlanmasına ve yönetilmesine olanak sağlamaktadır.
APS sistemin işlemleri yerine getirmesini ve gelişimini sağlayan faktörler;
  • Yatay tanıma ve planlama.
  • Tedarik zinciri gözlemleme.
  • Eş zamanlı kaynak oluşturma.
  • Verimli kaynak kullanımı.
APS Sistemin işletmeye kazandırdıkları;

  • Tedarik süresinin kısaltılması.
  • Stokların verimli kullanılması.
  • Müşteri hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması.
  • Planlama sürecinin etkinliğinin arttırılması.
  • Tedarik süreci yönetiminin kontrolünün sağlanması.
  • E-tedarik zinciri maliyetlerinin düşürülmesi.

Araç Takip Sistemleri (ATS) 

Mobil araç teknolojileri yardımı ile araçlarınızın konum ve durum bilgilerini grafiksel ve metin olarak bilgisayar ortamında görüntülemek ve söz konusu araçlar hakkında konum ve veri analizlerini birbirleri ile ilişkilendirerek verimli hale getirmek için kullanılan sistemdir.
E-Ticaret işletmelerinde e-tedarik zinciri yönetimi oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Araç takip sistemi tedarik zinciri içerisindeki araçların takibi için kullanılması, sipariş sürelerinin kısaltılmasından tedarikçi iadelerinin yönetimine kadar işletmelere olumlu katkı sağlayacak ve e-tedarik zinciri yönetimi maliyetlerini düşürecektir.
ATS sisteminin işletmeye kazandırdıkları;
  • Sipariş sürelerinin kısaltılması.
  • Ters lojistik iade gönderilerin verimli yönetilmesi.
  • E-tedarik zinciri yönetimi maliyetlerinin düşürülmesi.

Intranet ve Extranet Teknolojisi

Kuruluş içerisindeki bilgisayarları, yerel ağları (LAN) ve geniş alan ağlarını birbirine bağlayan ve çevrim dışı çalışan bir ağ yapısıdır. Şirket içerisinde farklı birimlerde oluşturulan bilgileri bir ara birim yazılımı ile şirket içi kullanıcılarının tamamının kolay ulaşabilmesini sağlamak ve standart bir yapıya ulaştırmak için kullanılan bir sistemdir.
Intranet türleri ;
  • İşletme içi iletişim araçları.
  • İletişim ve karşılıklı etkileşim çalışmalarının kullanılması.
  • İşletme içi ve işletmeler arası iletişimde cevrim dışı çalışan sistemler.
Extranet : İşletme ortaklarını internet üzerinden birbirine bağlayan çevrim içi çalışan bir ağ sistemidir. Veri elde etme ve verileri bilgiye dönüştürüp analiz etme, tedarik ve tedarik ürünlerinin sunum hizmetlerini birlikte değerlendirmek için kullanılır.

Sonuç

E-ticaret sektörü içerisinde yazılımların tamamı ve geliştirilmeye çalışan yeni yazılımlar ile birlikte, artan e-ticaret hacminde e-tedarik ve e-lojistik alanlarında işletmelerin iyi yönetilebilmesi, müşteri memnuniyetinin ve işletme karlılığının arttırılması, gelişen ve sürekli değişen müşteri istek ve beklentilerinin karşılanabilmesi için son derece önemli bir yer tutmaktadır.


Ali SAVUT
turkobazaar.com
Kurucu/Ortak
Twitter / Linkedin 
                                                 SERMAYESİZ Ticaret İçin Tıklayın..